Merhaba sn. yesildunya.net ailesi!
Birçok arkadaşımız bitkilerin sararmasından şikayetci bu konuda bilmeyen arkadaşlarımız faydalanması için açıyorum.

BİTKİLERDE AZOT EKSİKLİĞİ ve BELİRTİLERİ
Azotun doğadaki kaynağı atmosferdir. Toprak da bulunan azot çeşitli yollarla alt toprağa geçmiştir. Toprağı oluşturan materyalde azot bulunmadığı için, ayrıca
AZOT - ÇİNKO AZOT - DEMİR AZOT
atmosferden toprağa geçmiş olan azot da toprak da iyi bir şekilde depolanma kabiliyetinde olmadığı için, toprakların azot içerikleri genellikle düşüktür. Toprakta bulunan azotun ana deposu organik maddedir. Organik maddeye bağlı bulunan azot ise bitkilerin hemen alabileceği durumda değildir. Bununla beraber organik maddenin zamanla parçalanması neticesinde içinde bulunan azot dan bitkiler faydalanabilir.

Dünya topraklarının büyük bölümünde azot noksandır. Özellikle organik madde miktarı çok düşük olan ülkemiz toprakları azot bakımından oldukça fakirdir. Bu nedenle azotlu gübrelemeye sürekli olarak ihtiyaç duyulmaktadır.

Azot bitkide birçok önemli organik bileşiğin yapısında yer alır. Proteinler, amino asitleri, nükleik asitler, enzimler, klorofil, ATP, ADP azot içeren önemli organik bileşiklerdir. Bitkide yeni hücrelerin ölçümü için azot gereklidir.

Azot noksanlığında, bitkilerde büyüme oranı düşer. Yani bitkinin büyümesi yavaşlar. Bitki küçük kalır. Sürgün sayısı azdır ve sürgün boyu normalden kısa olur. Yapraklar küçülür ve yaşlı yapraklarda vaktinden önce dökülme görülür. Kök gelişmesi ve özellikle köklerde dallanma zayıflar.

Azot eksikliğine, azot gübrelenmesi yapılmayan, organik madde bakımından zayıf, kumsal alanlarda rastlanır. Bu tür bir eksiklik nitrat ilavesi ile kolay ve hızlı bir şekilde giderilebilir. Azot bitki gelişimi için gereklidir. Yaprak alanını artırarak, toprak yüzeyinin iyi bir şekilde kaplanmasını sağlar ve böylece topraktan rutubet kaybı önlenir.

Aşağıdaki belirtileri gördüğünüzde üstteki ürünlerden birini kullanınız.
Narenciyede azot noksanlığı ağaçların büyüyememesine neden olur.

Dönemdeki azot noksanlığı yaprakların açık yeşil renkli ve sarı olması ile kendini gösterir.

Sürgünler kısa, zayıf, ince olur ve ağacın değişik yerlerinde düzensiz bir şekilde sürgünlerde ölme görülür.

Meyveler küçük, açık renkli, kalın kabuklu olur ve erken olgunlaşır.
Elmada azot noksanlığında, ağaçların yaprakları küçük, dar, açık yeşil renkli olur. Yaşlı yapraklar sarımsı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler. Yaprak sapları dal ile dar açı oluşturacak şekilde bir görünümdedir, ince ve kısadır ve eğer noksanlık çok şiddetli ise sapları öldüğü görülür. Sürgün gelişimi zayıftır. Tomurcuk ve çiçek sayısı az, çiçeklerin döllenme suresi kısadır. Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.
Kirazda azot noksanlığında, meyveler koyu renkli olurlar. Genel olarak, yeşil aksamın gelişiminde bir gerilemeye, yaprak renginde solmaya neden olur. Söz konusu noksanlık, büyüme mevsiminin sonunda daha da belirgindir. Meyveler, genel olarak küçük kalır ve erken olgunlaşır. Bu noksanlığa; toprakta azot ve organik madde yetersizliği, düşük toprak sıcaklığı, düşük fosfor miktarı ve aşırı kuraklık neden olabilir.
Kaysıda azot noksanlığında, yapraklar kısa ve sarımsı yeşil renkli olurlar. Dallar ince gelişirler. Genellikle çiçek bol olmakla birlikte, meyve sayısı az ve meyveler küçük olur.
Armut azot noksanlığında, ağaçların yaprakları küçük, dar, açık yeşil renkli olur. Yaşlı yapraklar sarımsı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler. Yaprak sapları dal ile dar açı oluşturacak şekilde bir görünümdedir, ince ve kısadır ve eğer noksanlık çok şiddetli ise sapları öldüğü görülür. Sürgün gelişimi zayıftır. Tomurcuk ve çiçek sayısı az, çiçeklerin döllenme suresi kısadır. Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.
Şeftalide azot noksanlığında, dal ve sürgünler kısa ve zayıf, kabuklan kahvemsi ve morumsu renkli olur. Yapraklar sarımsı yeşil renkli, yaşlı yapraklar kırmızımsı sarı ve bazen nekrozludurlar. Erken yaprak dökümü olur. Meyveler küçük ve ekseri bozuk şekillidirler.
Erikte azot noksanlığında, ağaçların yaprakları küçük, dar, açık yeşil renkli olur. Yaşlı yapraklar sarımsı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler. Yaprak sapları dal ile dar açı oluşturacak şekilde bir görünümdedir, ince ve kısadır ve eğer noksanlık çok şiddetli ise sapları öldüğü görülür. Sürgün gelişimi zayıftır. Tomurcuk ve çiçek sayısı az, çiçeklerin döllenme suresi kısadır. Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.
Asmada azot noksanlığında, yapraklar yeşil renklerini kaybederek açık yeşil ve sarıya döner. Yaprak kenarları nekrozlu ve aşağı doğru kıvrık olur. Yaprak sapları pembemsi bir renktedir. Sürgünler zayıf, uçlar solgun vaziyettedir.
Çilek de azot noksanlığı gelişmeyi çok zayıflatır. Yapraklar sarımsı yeşil renkli ve küçük olurlar. Yaprak sapları sert ve yukarı doğru dik vaziyettedir. Stolon sayısı az olur. Yaşlı yapraklar kırmızı tonlu renklere döner. Yaprak kenar dişleri en önce renk değiştirir ve ölürler. İz element noksanlıklarına benzer şekilde, yaprak damarlan yeşil renklerini bir sure korurlar. Çiçeklenme ve meyve tutumu azalır ve meyveler küçük kalırlar.
Tahıllarda azot noksanlığında bitkiler ince, zayıf ve kısa boylu olurlar. Tarların genel görünümü açık yeşil veya sarımsı yeşil renklidir. Yaşlı yapraklar uçlardan başlayarak sarıya döner, bazen kahverengileşir, sonunda solarak erken ölürler. Gövdenin alt kısmı genellikle kırmızımsı renk değişimi gösterir. Kardeşlenme zayıftır, hatta noksanlık çok, şiddetli ise kardeşlenme hiç olmaz. Başaklar küçük kalırlar.
Mısır bitkisi azot noksanlığını çok belirgin bir şekilde gösteren bir bitkidir. Bitkiler sarımsı yeşil renkli olurlar. Yaşlı yapraklar sarıya döner, uçlardan başlayarak ana damar boyunca ilerleyen bir solgunluk görülür. Gövde kısa ve ince kalır.
Baklagil bitkileri, Rhizobium bakterileri aracılığı ile, havadan azot fikse etme kabiliyetinde olduklarından ötürü, azot noksanlığından fazla etkilenmezler. Bununla birlikte, eğer bir baklagil bitkisi açık yeşil görünümlü ve yaşlı yapraklar erken sararıyor ise, ya nodül oluşmadığı veya nodüllerin effektif olmadığı düşünülmelidir.
Domateste azot noksanlığı yaprakların küçük kalmasına, açık yeşil ve sarımsı renk almalarına, ileri aşamada kahverengine dönerek solmasına sebep olur. Bitki sert ve dik bir görünümdedir. Gövde ince, sert ve lifsi bir yapıdadır. Çiçekler ekseriya olgunlaşmadan dökülürler. Meyveler normalden küçük olurlar ve kızarmadan önce uzun bir sure açık yeşil renkli kalırlar.
Salatalık bitkisinde azot noksanlığında, gövde ince, sert ve lifsi yapılı olur. Yapraklar genelde açık yeşil renkli, özellikle yaşlı yapraklar sarımsı olurlar. Meyveler kısa, açık yeşil renkli ve çiçek burnu büzülmüş vaziyette olur.
Marul büyüme gerilemesinden cüce bir görünümdedir. Ekseriya göbek doldurur Yapraklar açık yeşil, yaşlı yapraklar ise önce sarıya, sonra kahverengine döner ve sola erken ölürler. Bazı marul çeşitlerinde morumsu veya kahvemsi lekeler görülebilir.
Soğan kısa kalır fakat dik bir görünümdedirler. Yapraklar açık yeşil renklidir, uçlardan başlayarak yayılan sararma görülür ve erken ölürler.
Aşırı azot gelişimini artırır. Kökte az miktarda ağırlık artışı sağlanmasına karşın şeker oranını düşürür. En uygun gübre miktarı toprak tipine ve kaldırılan ön bitkiye göre değişir.

Gübreleme ile verilen azot, topraktaki azot kaynağına bir takviyedir. Azot eksikliğinin belirtileri, toprak sertliğinden dolayı kökün etkin olamaması veya sel nedeniyle kökün havasız kalması durumundada ortaya çıkabilir. Türkiye toprakları, toprakta azot kaynağı olan organik madde bakımından genellikle zayıftır.

Azotun yetersizliğinde bitkilerin genel görünümleri koyu ve canlı yeşil yerine, acık yeşil bir haldedir. Noksanlığın daha ciddi boyutlarda olması halinde, yapraklarda kloroz görülür. Azot noksanlığında yapraklarda görülen kloroz, bütün yaprağın homojen olarak sararması şeklinde ortaya çıkar.

Sararma ilk önce yaşlı yapraklarda görülür. Bu nedenle akandan aşağı doğru renk açılır ve sararır. Noksanlığın ileri devresinde ve çok şiddetli olması durumunda yapraklarda nekrozlarda görülebilir.

Azot noksanlığı bitkinin özellikle vegetatif gelişmesini olumsuz etkiler. Yaprak, gövde sistemi oldukça zayıf olur. Vegetatif gelişme periyodu kısalır, bitkiler erken olgulaşır. Erken çiçek açar. Erken yaşlanma, azotun sitokinin sentezi ve taşınması üzerine olan etkisinden kaynaklanmaktadır. Sitokinin bitkinin kuvvetli büyümesini ve genç dönemi daha uzun sure kalmasını sağlayan bir hormondur.

Azot noksanlığında bu hormonun azalması bitkinin erken yaşlanmasına, diğer bir deyişle vegetatif gelişme periyodunun kısa olmasına neden olur.

AZOT FAZLALIĞI
Aşırı azotlu gübreleme ile bitkide azot fazlalığı yaratırsa bunun da çeşitli zararları vardır. Aynı azotlu gübreleme bitkinin vegetatif gelişme periyodunu uzatır, çiçeklenmeyi geciktirir. Vegetatif aksam yani yaprak, dal, sürgün miktarı fazla ve iri, geniş, uzun olurlar. Buna karşılık bitkinin generatif gelişmesi zayıf kalır. Dolaysıyla azot fazlalığında başlangıç da bitkilerin genel durumu göze iyi görünse bile, ürün miktarı az olacaktır. Ancak ot için yetiştirilen bitkiler bundan istisnadır.

Azot fazlalığı şeker sentezini azaltır, bu nedenle pancarda aynı azotlu gübrelemeden özellikle kaçınılmalıdır. Ayrıca amino azotunun birikmesi nedeniyle şekerin ekstraksiyonu da güçleşir.

Aşırı fazla azot, bitkilerde çeşitli simptomların da ortaya çıkmasına neden olur. Örneğin örtü altında yetiştirilen hıyar bitkisi yapraklarında fazla azotun simptomlarına sık rastlanmaktadır. Simptomların özelliği azotun formuna göre de değişmektedir. Amonyum fazlalığı hıyar yapraklarında beyazımsı kahve nekrozlar oluşurken, nitrat fazlalığında nekrozlar daha koyu kahvedirler. Nekrozlu bölgeler arasında renk koyu yeşildir. İleri durumlarda yaprak kenarları aşağı doğru kıvrılır ve sonunda ölürler.

Domateste azot fazlalığında yapraklar fazla geniş ve uçlan aşağı doğru kıvrık olur. Meyveler güç olgunlaşır, renkleri açık olur. Amonyum azotu fazlalığı gövdede yanmalara ve çökmelere neden olur.

Marulda nitrat fazlalığı uç yanıklığı yapar. Bu görüntü klor toksisitesinin yarattığı görüntüye benzer. Özellikle molibden noksanlığı durumunda nitratın uç yanıklığı etkisi daha belirgin olur.

Azot fazlalığı meyvelerde geç olgunlaşmaya neden olur. Bazen erken meyve dökümü görülür. Meyvelerin depolanma kabiliyeti oldukça zayıftır. Depo hastalıklarından fazla zarar görürler.


KAYNAK: BİTKİLERDE AZOT NOKSANLIĞI, BELİRTİLERİ ve NOKSANLIKLARIN GİDERİLMESİ