Close

Sayfa 2/2 İlkİlk 12
36 Sonuçtan 26 ile 36 Arası
Ağaç Şeklinde Aç41Beğeni

Konu: Organik Tarımın Açmazları

  1. #26
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.100
    ALINTI acemi_caylak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    ..."Tavuğun gezmiş olması besin değeri olarak bir artı değer getirmiyor. Ama hijyen açısından soru işareti var, nerede geziyor, neye bulaşıyor, bilemiyorsunuz. Kuş gribi olaylarının çıkma kaynağı hep bu açıktaki hayvanlar. Tavukçuluğun en hassas konusunun biyogüvenlik olduğunu düşünüyoruz. Bizim kümeslerimize hastalığın girmemesi için her türlü önlemi alıyoruz. Avrupa'nın bizden öğreneceği çok şey var."...
    Bunun bir de antitezi olmalı ...

    Oksijen, iyi midir? Yağlar ve besinler için hayır. Neden? Çünkü yağı oksitleyerek acılaştırır, meyve-sebze vs de solunum yaptırarar dah çabuk bozar.

    Peki, Homosafiens'ler için iyi midir? Çok iyidir. Çünkü, kanımızı temizler, anaeroblar bakteriler başta olmak üzere, küfleri vs yaşatmaz veya baskılar.. Yani hem arıtıcı hem de dezenfektan olabiliyor .

    Kümesteki tavuklar mı daha çok temiz (saf, etkin, yakıcı) oksijene maruz kalıyorlardır, yoksa dışarıda sek sek oynayanlar mı?

    Kuş gribi nedir? Kaynağı virus olan bir hastalık.. Viruslar ölür mü? Yakmazsanız veya patlatmazsanız vs çok zor. Peki, kuş gribi virusu, bol oksijenli ortamda mı cirit atar, yoksa kümeste mi?
    nihat ve acemi_caylak bunu beğendiler

  2. #27
    Yeşil Sever nihat - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jul 2013
    Yer
    İstanbul Pendik
    Mesajlar
    167
    Tavuklar dış ortamda genellikle gübre yığınlarını ve toprağı eşeleyerek besin bulmaya çalışıyorlar . Bu dezavantaj olabilir. Canlı bakteri - mikrop her neyse bu şekilde tavuğun içine girebilir. Ancak mantıklı bir antitez . Üretici kendini haklı çıkaracak formüller bulur. Yorumlayıp tercih yapmak tüketicinin bileceği bir iş.
    acemi_caylak bunu beğendi

  3. #28
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.826
    Tartışma güzellesiyor. Halıkımızın deyimiyle, "daha bu pilav çok su kaldırır". Ben organik tarıma, hatta daha ileri gidersek ekolojik tarıma karşı değilim. Aksine ekolojik tarımın ciddi savunucusuyum. Benim yazıda vurgulamak istediğim nokta marketlerde organik diye satılan tavuklarrın organik olmadığının bu işin içinde olan birisi tarafından itiraf edilmesiydi.

    Yoksa Yakup Bey çok güzel yakalamış dışarıda yetişen tavuk içeride sterilize ettiğiniz ortamlarda yetişen tavuklardan daha sağlıklıdır diye düşünüyorum. En azından homo sapiens bin yıllardır dışarıda gezen tavuktan sağlıyordu ihtiyacını. Bu bile bağışıklık sistemimizin dışarıdan gezen tavuktan gelen mikroplara karşı savunma mekanizmaları oluşturduğunu gösterir.

    Endüstriyel üretimin tarihi daha yeni. 40-35 günde hızlıca olgunlaştırılan tavuklar (abimiz bunu reddetmiyor), antibiyotikli yemle beslenen tavuklar (abimiz bunu reddetse de bu bir gerçeklik. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.) vs'ye vücumuzun vereceği tepkiler daha farklıdır.

    Kısacası tercihim köy tavuğu eti ve köy tavuğu yumurtası olur. Gerisi laf-ı güzaf.
    Konu acemi_caylak tarafindan (30.04.2017 Saat 10:47 ) degistirilmistir.
    Yakup ve nihat bunu beğendiler

  4. #29
    Yeşil Sever nihat - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jul 2013
    Yer
    İstanbul Pendik
    Mesajlar
    167
    Organik – ekolojik üretime kaç kişi bakmış bilmem ki , köy tavuğu efsanesi hep istediğimiz bir şey , bahçemiz olsun tavuk besleyelim , yumurtasını yiyelim hayalleri var şehir insanlarının. Gel gör ki köy tavuğu yiyip , seri üretim tavukla farkını öğrenemedim ki tercihimi yapayım. Komşumdan alabileceğim bir ortam yok , marketlerde fiyatlarına bakar olmuşuz , bu marketin malı , bu markanın malı herhalde iyidir deyip alır olmuşuz. 3 katı ücret ödeyerek köy tavuğu aramaya gerek duymamışız. Köy tavuğunun eti geç pişer , yağı koyu olur , rengi sarı olur… Günlerce hareketsiz durup , yürümesi için salındığında körpelikten ayakları kırılan tavukları beğenip yiyoruz yıllardır. Ben yeni sağılmış-pastörize edilmemiş sütü içemiyorum, belki köy tavuğunu da yiyemem.
    Yani yıllardır mecburen yiyoruz. Bir arkadaşım hormonla büyüyen tavuk kavramı sebebiyle yiyenlerde memelerin büyüdüğünden bahsetmişti bir kez. Memeleri katmayım ama göbeği büyüttüğüm kesin : )
    Yakup bunu beğendi

  5. #30
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.100
    Ben keçi veya kuzu tercih ediyorum ama evdeki keçiler müsaade etmiyor. Neymiş efendim, kokuyormuş..

    Yorumsuz söyleyeyim, yasal olarak tavuklara antibiyotik vermeleri yasak.
    acemi_caylak ve nihat bunu beğendiler

  6. #31
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.100
    İnternette organik balı 200 tl Den satıyorlar. Doğal () balı da 60 tl Den satıyorlar. Hangisini almak lazım?

    Neyse, benim kafam karıştı. Ben de arı aldım, 300 tl den ..
    acemi_caylak bunu beğendi

  7. #32
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.100
    Son yıllarda tavuktan ve ekmekten çok para kazandılar çok...
    acemi_caylak bunu beğendi

  8. #33
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.826
    ALINTI Yakup Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Neyse, benim kafam karıştı. Ben de arı aldım, 300 tl den ..
    Çok bilindik hikayedir. Köylü Mehmet'in 3-5 dönüm tarlası vardır. Kendine yetecek kadar buğdayını eker, mis gibi ekmeğini yapar, follukta hemen her gün 3-5 yumurtası olur, kışın lahana, marul, ıspanak eker, yazın domates, biber, patlıcan, fasulye, ahırda da ya 1-2 ineği ya da 3-5 koyunu keçisi vb. vardır. Sadece şekeri, çayı, deterjanı vb. bakkaldan alır.

    Ancak bir gün her nedense köyün arazileri değerlenir. Köyde sık sık görünmeye başlayan takım elbiseli, kravatlı adamlar arazilere ederniden 50-100 kat fazla vermektedirler. Mehmet Ağa'da buna aldanarak tarlayı satar ve şehirden bir apartman dairesi alır, altına bir tomofil çeker, hanıma kıza beşi bi yerdeleri dizer.

    Ne güzel artık ekmek için eskisi gibi buğday yetiştirmek zorunda değildir. Karda kışta, güneş altında tralada çalışmayacaktır. Tavuk kümesinde inek ahırında bok temizlemeyecektir.

    Üstelik fazla ekmek yemesine de gerek yoktur çünkü giderek kilo almaktadır. Doktorlar kilo almanın nedenini o mis gibi ekmek olarak açıklamaktadır. Hiç kimse sormaz. Bu insan evladı bin yıllardır ekmekle beslendi. İlk kültüre aldığı bitkiler tahıllardır. Tahıllar büyük bir enerji ve protein kaynağıdır. Bir tek tohumda bir bitkiyi çimlendirip bir karış boy yapana kadar büyütecek binlerce besin vardır. Mehmet Ağa'nın ne bunları düşünmesine gerek yoktur. TV'lerdeki evlilik programları onun için yeterince eğlencelidir.

    Ancak Mehmet Ağa bir türlü şehirdeki domatesin tadına, yumurtanın tadına alışamaz. Hep yavan gelir. Hem parada suyunu çekmiştir, köyde tarla alacak gücü de yoktur. Daracık apartman dairesinde öldüğünde ancak ölüsünü götürürler köye.

    Olayın özü burada. Siz üretmiyorsanız, başkasının hileli ürettiklerini bir şekilde tüketmek zorundasınız.

    "Kentte yaşıyorsan buğday ekmek zorunda değilsin!" Böyle kandı insanlar.
    Konu acemi_caylak tarafindan (01.05.2017 Saat 05:40 ) degistirilmistir.
    Yakup, nihat ve Remzi bunu beğendiler

  9. #34
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.826
    Bırakalım şehirlileri, artık köyde yaşayan bile yumurtasını, yoğurdunu, peynirini marketten alıyor. Çünkü yoğurt yapmayı unuttu. Hele peynir daha da zahmetli. Hem de şu marketlerde satılan ve son kullanım tarihi gelmiş peynirlerin işlenerek tekrar piyasaya sürülmesinden oluşan eritme paynirlerin tadı lezzetli. Hem de ucuz.
    1 kg ete 40 lira vererek evde yapacağı sucuk ancak 600-700 kg çıkıyor. Oysa markette kilosu 30 lira.

  10. #35
    Yeşil Sever nihat - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jul 2013
    Yer
    İstanbul Pendik
    Mesajlar
    167
    Hikayenin sonu fazla dramatize olmuş. İhtiyar Mehmet Ağa yı toprak çekmiş son zamanlarında. İnsanların umutları var , daha iyi hayat umut ederek göç ediyorlar. Ne demiş şair , Ankara ya gitmenin bir tek İstanbul a dönüşünü sevdim. İnsanlar kentleri beğenmeyip başka kente göçerken Mehmet Ağa köyünden göçmüş çok mu…
    Herkes mandıra filozofu değil ki kendi ürettiğim bana yeter desin. Şehrin ışıkları , olanakları ve ürettikleri var. İşin içine hile girdi mi köylü de kentli de birbirinin hilesinden nasiplenir.

    Arkadaşlarla konuşurken bizde köy hayal ederek birbirimizi kandırmaya çalışıyoruz lakin köyde yazın 1 hafta , olmadı 1 ay güzel , sonra İstanbul a dönüşü güzel oluyor.
    Bir Çin atasözü var: Bir gün mutlu olmak istiyorsan içki iç. Bir hafta mutlu olmak istiyorsan tatile çık.
    Bir ay mutlu olmak istiyorsan evlen. Bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsan toprakla uğraş. Bir ömür mutsuz olmak istiyorsan insanla uğraş.


    Hem insanla hem toprakla uğraşmak nasıl bir duygu olurdu acaba … : )

    Yakup bunu beğendi

  11. #36
    Yeşil Sever nihat - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jul 2013
    Yer
    İstanbul Pendik
    Mesajlar
    167
    Neyse siz iyisi mi uzun uzun cevap yazmayın , Remzi Bey gelmiş , tarih tekerrür etmesin : ) Sonra bize neleri konuşmamız gerekirken neleri tartıştığımızdan bahsedip medeniyet diler , nasıl yani olmayalım
    Remzi bunu beğendi

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1