Close

Sayfa 1/2 12 SonSon
32 Sonuçtan 1 ile 25 Arası
Ağaç Şeklinde Aç33Beğeni

Konu: Organik Tarımın Açmazları

  1. #1
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.717

    Organik Tarımın Açmazları

    Aşağıda konvansiyonal tarım yapanların savunduğu ciddi iddialar var. Bunların bir kısmının elle tutulur tarafı yok. Ancak bir kaç tanesi çok ciddi ve sorun olaya topyekün bakmadan nasıl çözülecek?

    1- Organik tarım doğal olarak üretim düşüşünü getirecektir. Bu kimyalsalcıların ciddi bir iddiası ve doğru bir tespit. Çünkü uzun bir hazırlık dönemi olmadan organik tarıma geçiş üretimde ciddi düşüşlere neden oluyor. Örneğin organik tarıma geçtiğinizde %40-50 oranında daha az ürün üreteceksiniz. (Kaynak: Organic Crop Production – Ambitions and Limitations, 2008) Kovansiyonal tarımdaki ürün miktarını yakalamak için daha fazla tarım yapılacak alana gereksinim var. Üstelik nüfus artışı devam ediyor. Bu durumda dünya üzerinde yeni ekilebilir alanları nereden elde edeceğiz? Aynı soruyu organik gübre temini içide sorabiliriz. "Bu kadar organik malzeme nereden bulunacak?" Ormanları keserek mi? Bu ciddi bir iddia ve üzerinde durulması gerekiyor.

    2- Konvansiyonal tarımda kullanılan pestisit kalıntıları insan sağlığı için zararlı bunu biliyoruz. Ancak bu pestistileri kullanmazsanız bitkiler kendilerini korumak için secondary metabolit dediğimiz toksin içeren enzimler salgılar ki bu türden salgılar en az pestsitler kadar zararlıdır. Bu gerçekçi bir iddia değil. En azından ciddi bilimsel verilerle tam olarak ispatlanmamış.

    3- Organik tarımda kullanımına izin verilen bazı ilçalar en az geleneksel tarımda kullanılan zehirler kadar tehlikeli. Örneğin göztaşı (bakır sülfat) hiçte masum bir ürün değil.

    4- Kullanılan antibiyotik ve ilaçlar çevreyi pestisitlerden daha çok kirletiyor. Bu doğru bir iddia. Çevreyi en fazla kirleten 2 ayaklı memeli dediğimiz tür. Örneğin Gölcük depremi sonrası İzmit körfezi kendisini 6 ay içerisinde rahatlıkla temizliyor. Kirlilik oranı hızla düşüyor. Bu kendiliğinden temizlenmenin nedeni o bölgedeki nüfus yoğunluğundaki ani düşüş.

    5- En büyük sorunlardan biriside, GDO'lu tohumlardan nasıl uzak duracaksınız? Amerika'da GDO'lu ekim alanları o kadar yaygınlaşmış durumda ki artık organik üreticilerin üretim alanlarına da bulaşmış durumda. Genetiği değiştirilmiş tohumda lider olan Monsanto'nun pazar payı tek başına %23 civarında. Monsantonun 1996’da ürettiği kimyasal dirençli soya fasulyelerinin sadece %2 si patentli gen taşıyordu. 2008’deyse bu oran %90. Dupont % 15, Sygenta %9 pazar payına sahip. Dikkat ederseniz sadece 3 büyük tohum üreticisinin toplam pazar payı %47 yapıyor. Bunların ürettiği tohumlar geleneksel tohumlara da karışıyor. Çünkü rüzgar vb. ile çok uzak noktalara da polenler taşınıyor. Artık Amerika'da %0.5-2 arasında GDO'lu mısır içeren ürünler organik sayılıyor. Kapitalist sistemin kendi tekellerini korumak için kuralları esnetmesine üstüne yoktur. Bir de işin dahası var. Monsanto bu %1-2 lik karışımdan dolayı patent haklarını ihlal ettiğiniz için size dava açabilir. Hemde Irakta en kirli işleri çeviren Blackwater şirketinin emekli asker ve polislerden oluşan ajanlarını üstünüze salarak.

    6- İnsanların alım gücü düşükken ve ortalama reel ücretler sürekli düşerken, 2 hamburger yerine bir elma almaya onları nasıl ikna edeceksiniz? Doğal olarak, etin kilosunun 30 lira olduğu ortamda bu adam kilosu 10 lira civarında olan sucuğu tercih edecek. Çünkü karnını doyurmak zorunda. Tam bir "kasap et keçi can derdinde" durumu söz konusu.

    6- Organik tarım yapanların profiline baktığınızda, daha çok şehirde çok para kazanıp kendini doğanın kollarına atan tipleri görürsünüz. Üstelik aldıkları tarlalar hep ormandan devşirme alanlar ve altlarındaki arabalar ve tarımda kullandıkları ekipmanlar bolca fosil yakıt tüketen araçlar. Daha düne kadar bunlar bu tekellerden birinde çalışıyordu ve sistemin bu hale gelmesinde onlarında bolca payı var. "Bu ne perhiz ne lahana turşusu" durumu var yani. Ayrıca düne kadar bize eşek etinden sucuk yediren sahtekarlarda organik tarım ve yeşil enerji işlerine soyunmuş durumdalar. Bunlara mı güveneceğiz?

    7- "Yeşil teknoloji" denilen, mısırdan vb. den yakıt üretmeye gelince, derdimizi yine bir karikatürle anlatalım. Aşağıda yiyecek fiyatlarının yüksekliğinden illallah demiş kadın, "Onu yeniden mısıra çevirebilir misin?" diye soruyor.

    isim:  misir_ethanol.jpg
Görüntüleme: 878
Büyüklük:  61,1 KB (Kilobyte)

    Bu yazdıklarımızdan, kimyasalların kullanıldığı geleneksel tarım savunuculuğu çıkmasın. Sadece soruna bireysel ve tek yönlü bakmanın çözüm olmayacağı. Tarım politikalarının ve patent kurallarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Kısaca organik tarım bir yaşam biçimidir ve topyekün karşı çıkmadan bu sistem düzeltilemez.
    Halil Önen, gçakar, zambak ve 5 kişi daha bunu beğendi

  2. #2
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    1. Organik tarıma geçişte üretim düşüşü diye bir şey söz konusubile değildir. Öncelikle değerli hocalarımız kullanılan kimyasal girdilerintamamının çözülmediğini ve toprağın içinde kaldıklarını söylüyorlar. Eğerorganik tarıma geçişte kaliteli leonardit kullanırsanız havadan, yer altısularından kimyasal girdiler olmazsa üç yılda toprağınızı organik tarım yaparhale getirebilirsiniz. Orman falan kesmeye gerek yok. Türkiye'nin bir çokyerinde leonardit bulunmaktadır. Yani organik girdi problemi yaşamazsınız.Durum böyle olunca fazla tarım arazisi de aramanıza gerek kalmaz.
    2. İkincimaddenin iddia olduğunu söylüyorsunuz. Teknoloji çok hızlı ilerliyor mutlakaonunda çaresi bulunacaktır.
    3. Organiktarımda bazı ilaçların masum olmadığını söylüyorsunuz. Bu doğru. Organiktarımda kullanımına izin verilen ilaçlardan masum olanları seçersiniz olurbiter.
    4. Zatensanayiye yakın yerlerde, otoban kenarlarında organik tarım yapamazsınız. Başkabir deyişle insan topluluğun yakınlarında bu işin yapılması mümkün değil.
    5. GDOlu ürün hakkında haklısınız. Bu çareyi ziraatçılar üretmeli hatta bakanlıküretmeli. Örneğin eskiden toprak sahipleri ölünce topraklar mirasçılarabölünüyordu. Yeni bir kanunla bu yasaklandı. Artık bölünmüyor. Başka bir örnekzeytin sineğine karşı Babakala ile Küçükkuyu Mıhlı çayı arasında uçaklailaçlama yapılmıyor. Bu bölgede yetişen ürünlerin organik olma şansları dahafazla. Belkide organik tarım bölgeleri yaratmak gerekebilir.
    6. Organiktarımda girdilerin fiyatları, kimyasal girdilerin fiyatlarına göre daha uygun.Hal böyle iken organik ürünlerin fiyatları daha uygun olacaktır. Dediğiniz gibibir sorun olmayacaktır.


    Şimdi size onbir yılkimyasal girdilerle ürün yetiştirilen ve son ekimde sıfır ürün alınan birserada alınan neticenin resmi ve altında uygulamayı yapan arkadaşımın yazısınıaynen aktarıyorum. isim:  2012.2.9.jpg
Görüntüleme: 1477
Büyüklük:  61,3 KB (Kilobyte)
    (Topraktaki organik maddenin öneminivurgulama açısından, organik madde miktarı % 1 in altında olan sera toprağında16.11.2011 dikim tarihli hıyar fidelerine 22.11.2011 tarihinde Sn. Remzi beyindemo günderdiği worl humus (leonardit,humik+fulvik asit %69)ve konsantre humikasit uygulamalarının sonuçlarını paylaşmak isterim.Şu ana kadar alınan sonuçmükemmel.)

    9.2.2012 tarihliyazısı

    16.11.2011 dikim tarihli hıyar fidelerine22.11.2011 tarihinde Sn. Remzi beyin demo gönderdiği world humus (leonardit,hümik+ fülvik asit i)ve konsantre hümik asit uygulamalarının sonuçlarıpaylaşmaya devam edelim.

    Uygulama yapılan alan 2 dekar (2000 metre kare)
    Uygulama yapılan serada geriye dönük 12 yıdır üretim yapılmakta.(erken baharlıkve geç güzlük olmak üzere yılda çift dikim) Bu yıl için tek dikim.
    Üretim şekli konvansiyonel.
    Üretim yapılan toprağın bazı özellikleri: Killi tın,Ph 7,8 ,Organik madde 1.3
    Bu yılki olumsuz hava koşullarına rağmen şu ana kadar alınan ürün 5ton.(Haziran 2012 başına kadar tahmini tonaj,20 ton/dekar)



    İnsana, insanlığa faydalı olanı paylaşmak,en önemli insani hasletlerden olsa gerek.konuyu başından beri takip eden vekirlenmiş topraklarımızda temiz ve kaliteli ürün yetiştirmenin zorluğunu bilenüreticilerin ürününüzü takdir etmemesi mümkün değil.

    Worl humus katkısıyla üretimini gerçekleştirdiğimiz salatalığın tadı ve aromasışubat ayında olmamıza rağmen ayrı bir damak tadı veriyor.

    Sn. Remzi bey
    Hasattan Size de bir kasa göndermek istiyorum. Damak tadı anlatmaklaolmuyor, tatmanız lazım.

    Açık adresinizi meillermisiniz.




    Halil Önen, zambak, gtatas ve 3 kişi daha bunu beğendi

  3. #3
    Kurucu Üye rise_com - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Gaziantep
    Mesajlar
    2.983
    Bahçesine haftada bir giden biri olarak, zararlılarla mücadelede organik yöntemlerle başarılı olamıyorum. Mecburen kimyasal kullanmak zorunda kalıyorum.

    Burada dikkat edebileceğim husus kötünün iyisini kullanmak oluyor, yani çok zehirliyi değil, az zehirliyi seçmek gibi
    kozabeyli bunu beğendi

  4. #4
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2014
    Mesajlar
    25
    organik tarımın adı organik maalesef.

  5. #5
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    Sayın rise_com
    Haftada bir kere gitmek değil iki haftada bir gitseniz yeterli olacaktır. Biyoaktiv isimli ürün sizin bitkilerinizi hastalıklara karşı korurken aynı zamanda bitkilerinizin gelişmesinede yardımcı olacaktır. Ben meyve ağaçlarımda, güllerimde, peyzaj bitkilerimde ve sebzelerimde kullanıyorum. Size hem içereğinden hemde kullanma şekillerinden bahsetmek istiyorum.
    BİYOAKTİV
    1. Ürünün sek halini koklamayınız.
    2. Kullanacağınız kadarını sulandırınız.Sulandırılmış ürün bekletilirse etkisini kaybediyor.
    3. Sulandırılmış ürünü kullanmadan 10 gün önce ve10 gün sonra azotlu girdi yapılmamalıdır.
    4. Ürünün sek hali vücuda temas ederse hemen bolsuyla yıkanmalıdır.
    5. Ürün organik asitlerden imal edilmiştir.
    6. Ölçü için şırınga kullanınız.
    7. Bir litre suya 2,5 cc biyoaktiv ve 5 cc avflower ilave edin karıştırıp yapraktan uygulayın. Kök hastalıklarında bir litresuya 2,5 cc biyoaktiv karıştırıp damlama sulama ile verin.

    Formic acid, propiyonik acid, cinnamic acid, liht chelators, salıcylic acid,hücre kültürleri ve içeriği, elicator oligasakkaritler, metabolitler, aminoacid phenyllalanine, folic acid, çinkosetat, limonoit mentol, promidal soup,bitki metabolitleri, bitki ekstratları, fenomenler, amino butrikasit,karvakrol, timol ve glutamik asit içeriğinden oluşan biyoaktif isimli ürünükullanıyorum.
    Bu ürünün özelliğine gelince;
    1. Aktivatör
    2. Antimikrobiyal, anti baktariyel, fungusit
    3. Büyüme faktörü ve öncüllü
    4. Repellent (Böcek kovucu)
    5. Rejenaratif (Gençleştirme)
    6. Fonksiyonel
    7. pH düşürücü
    8. Yararlı flora lehine ortam hazırlama
    9. Ön sentez birleştirici
    10. Biyolojik mücadele desteği
    11. Enzimatik sindirime ortam hazırlama
    12. Yıpratıcı olmayan mekanik efekt
    13. Yararlı flora aktivasyonu
    14. Ratasyonel aktivite
    15. Saldırı ve tehdit similatörü
    16. Enzimatik uyarıcı
    17. Sistemik endojen uyarıcı

    10 litre su içine bu üründen 25 cc karıştırarak yapraktan ağaçlarıma,çimlerime, domates, salatalık, biber gibi tüm bitkilerime uyguluyorum. Uygulanyerlere kuşlar, karıncalar, Çakallar gelmiyorlar. Başka hangi canlılarıetkilediği tespit edemedik. Arılar ve kelebekler geliyorlar. Organik asitlerdenyapıldığı içinde herhangi bir endişe yaşamıyorum.

    Bu üründen dolayı organik maalesef diyemiyeceğim. Herkese kolay gelsin.


  6. #6
    Yeşil Sever Meymun - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Sep 2013
    Mesajlar
    328
    Sorunun çözümünü ancak doğa becerecek. Apaçık ortada görülebilen sorunu çözmek bizim işimize gelmiyor.
    Gözü doymaz insan, şimdiki nüfus artış hızıyla 2050 yılına doğru 14 milyar 500 milyonluk nüfusa doğru ilerlerken, kimyasal gübre ve zehircilere karşı yeni ürünlerle para kazanma yolları arayanlar 12-13 yıldır pazarda.

    Zararlı olmadığını iddia ettikleri ürünlerinden biri, ekili alana kuşların, karıncaların çakalların, dahi gelmesini engelliyormuş.
    Havadan azot alıp sentezleyemeyen bitkilerin, büyümelerini nasıl sağlayacaklarını açıklayamadıkları gibi, fosfor bileşiklerini de dua ile mi ne sağladığını sanıyorlar galiba.

    Sanki diğer tüm besinlerimiz inorganikmiş gibi, satmaya çalıştıkları mahsüllerini organik olarak isimlendirerek kandırabilecekleri enayi bol.

    İşte bu enayiler, 2050 yılında 14.5 milyara ulaşamadıkları gibi, NASA'nın kestirimine göre sadece 0.5 milyar yani 500 milyona inecekler.

    Kendine en zeki varlık diyen ve dünyanın efendisi ilan eden, her şeyin kendisi için yaratıldığını sanan canlı türü, doğa tarafından terbiye edilecek.

    Gidişat hiç tasalanmayın. Bu dünya ne canlı türlerini yok etti, yerine yenileri geldi.
    Güneş sönene kadar yoluna devam edecek.
    Uzaylı ve acemi_caylak bunu beğendiler

  7. #7
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    Buna sabit fikirlilik diyorum.

    Ziraai ilaç bayileri de Biyoaktivi sevmiyorlar. Nedenine gelince her hastalık için farklı kimyasal ilaçlar satarak para kazandıklarını söylüyorlar. Biyoaktiv tüm hastalıklara karşı etkili oluyor. Bu ürünün içeriğini ( Formic acid, propiyonik acid, cinnamic acid, liht chelators, salıcylic acid,hücre kültürleri ve içeriği, elicator oligasakkaritler, metabolitler, aminoacid phenyllalanine, folic acid, çinkosetat, limonoit mentol, promidal soup,bitki metabolitleri, bitki ekstratları, fenomenler, amino butrikasit,karvakrol, timol ve glutamik asit içeriğinden oluşan biyoaktif) açıkca yazdım. İsteyen her kes bir kimyacıya, bir eczacıya inceletebilirler.

    Ama yeniliklere kapalı olanlara söyleyecek bir söz bulamıyorum. İsterlerse güneşi takip edebilirler.

  8. #8
    Yeşil Sever kenan - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2014
    Mesajlar
    27
    Okudukça yen şeyler öğrenmek ve bilgilenmek güzel. Emeği geçenlere teşekkürler
    Remzi bunu beğendi

  9. #9
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    Kimyasal girdilerin insanlara ve topraklara verdikleri zararları konuşmanız gerekirken neleri tartıştığınızı görüyorum. Bilimden uzaklaştıkca bu tip tartışmaların olması tabiiki çok normal. Avpupa, Amerika ve Japonya kimyasal girdilerle yetiştirilen ürünlerin ülkelerine girmelerini yasaklamıştır. Rusya zaman zaman kimyasal girdilerle yetiştirilen ürünleri bize geri yollamaktadır. Sizler ise azot, fosfat, potasyumun miktarlarını ile ülkemizdeki öğretimi tartışmaktasınız. Belkide ilerine kanser vakalarının neden arttığını tartışırsınız. Dün bir tanıdığımın 65 yaşındaki babası, başka bir tanıdığımının 60 yaşındaki arkadaşı kanserden ölmüş. Kimyasal girdilerin yaptığı hastalıkların maalesef çaresi yok. Hepinize sağlıklı ve medeniyet dolu günler dilerim.

  10. #10
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    8
    Merhaba Sayın Remzi,
    Bu soruları bitkili akvaryumdaki bitkilerin gübreleme oranları hakkında bilgi edinmek için soruyorum.Kesinlikle kimyasal gübrelerin kullanımını onaylamıyorum lakin ülkemizde ve dünyada tarımsal üretimde kimyasal gübrelerin tutunduğu yeri de göz ardı etmemek gerekir.Çoğalan dünya nüfusuna organik gübreler ile yetiştirilmiş gıdaları yetiştirmek şu çağda mümkün değildir.Ahır gübreleri ile yapılan gübrelemede dekara 4 ton gübre uygulaması gerekmektedir.Ülkemiz kişi başına düşen 4 dekar tarımsal alan ile dünya sıralamasında 40.sıradadır.Buradan çıkan sonuç ise organik yetiştiricilik için gerekli ahır gübresinin milyon tonların üzerinde oldugudur.

  11. #11
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.717
    ALINTI Remzi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Avpupa, Amerika ve Japonya kimyasal girdilerle yetiştirilen ürünlerin ülkelerine girmelerini yasaklamıştır.
    Remzi bey bu konuda bir kaynak var mı? Kimyasal girdiyi burada gübre gibi anlamışsınız. Oysa nasıl yetiştirildiğini değil, üzerindeki ilaç kalıntısını kontrol ediyorlar.

  12. #12
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    Sayın Denizmavisi
    Bitkili akvaryum işine hiç girmek istemem çünkü o akvaryumun içinde yaşayan canlıların olduğunu düşünüyorum.
    Herkes gibi sizinde aklınıza organik gübre deyince ahır gübresi geliyor. Eğer istiyorsanız sizi leonardit, hümik asit, organik asitlerden imal edilmiş bitki koruma ve besleme ürünleri konusunda bilgilendirebilirim. Bunlarla ürün yetiştirdiğinizde, hem daha kaliteli hemde daha fazla ürün alıyorsunuz, dekara 4 ton ahır gübresi kullanmak zorunda da kalmıyorsunuz. Kiyasal girdilere verdiğiniz paranın çoğuda cebinizde kalıyor.

  13. #13
    Yeşil Sever nihat - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jul 2013
    Yer
    İstanbul Pendik
    Mesajlar
    146
    ALINTI Remzi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Kimyasal girdilerin insanlara ve topraklara verdikleri zararları konuşmanız gerekirken neleri tartıştığınızı görüyorum. Bilimden uzaklaştıkca bu tip tartışmaların olması tabiiki çok normal. Avpupa, Amerika ve Japonya kimyasal girdilerle yetiştirilen ürünlerin ülkelerine girmelerini yasaklamıştır. Rusya zaman zaman kimyasal girdilerle yetiştirilen ürünleri bize geri yollamaktadır. Sizler ise azot, fosfat, potasyumun miktarlarını ile ülkemizdeki öğretimi tartışmaktasınız. Belkide ilerine kanser vakalarının neden arttığını tartışırsınız. Dün bir tanıdığımın 65 yaşındaki babası, başka bir tanıdığımının 60 yaşındaki arkadaşı kanserden ölmüş. Kimyasal girdilerin yaptığı hastalıkların maalesef çaresi yok. Hepinize sağlıklı ve medeniyet dolu günler dilerim.
    Sayın Remzi , siz organik ürünler satıyorsunuz diye tüm konuşmalarımızı bu ürünler üzerine yapmamız saçma olmaz mı? Yeri gelir espiri yapılır , yeri gelir farklı konularda tartışma ortamı da oluşabilir.
    Bitkilerin tümü sebzelerden ibaret değildir. Bu durumda çiçeklerin , meyvesiz ağaçların , akvaryum bitkileri ve benzeri bitkilerin en iyi gelişimi için bu kimyasalları kullanma tercihimiz vardır.
    Belirttiğiniz konu önemsiz demiyorum ama yapılan tartışmayla da ilgili gereksiz bir çıkış yaptığınızı belirtmek istiyorum.
    Sağlığınıza dikkat ediyorsunuz anlaşılan. Bu yüzden ben de size sadece medeniyet diliyorum.

  14. #14
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    Sayın Nihat
    Organik ürünler satmak başka bir şey, organik ürünleri savunmak başka bir şey ikisini karıştırmamak lazım.
    (Bitkilerin tümü sebzelerden ibaret değildir. Bu durumda çiçeklerin , meyvesiz ağaçların , akvaryum bitkileri ve benzeri bitkilerin en iyi gelişimi için bu kimyasalları kullanma tercihimiz vardır. ) İşte sizin yanıldığınız nokta burada kimyasalları kullanma tercihiniz yoktur. Organik olarak tüm bitkilerin ihtiyacı olan besinleri verebilirsiniz. Bir çok organik ürün üreticisi var. Bunlarla bitkilerin ihtiyacını karşılayabilirsiniz. Hatta bitkilerinizi hastalıklardan koruyabilirsiniz. Örneğin organik bitki koruma ürünümüzü zirai ilaç bayiğine anlattığımda tepki alıyorum. Zirai ilaç bayiileri biz her bir hastalık için ayrı ürün vererek para kazanıyoruz siz ise bu ürün ile tüm bitki hastalıklarını çözdüğünüzü söylüyorsunuz diyorlar. Sizinde sağlığınıza dikkat etmenizi öneririm.

  15. #15
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    Aug 2014
    Yer
    ANKARA
    Mesajlar
    41
    eğer Avrupa da , ABD ve İsrail de kimyasaldan çok solucan gübresi kullanıldığını bu yüzden de ürünlerinin bizden çok daha iyi olduğunu bilseydiniz. kimyevi gübrenin de solucan gübresinden daha pahalı olduğunu bilmiş olsaydınız karamsarca konuşmazdınız

  16. #16
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    8
    ALINTI Remzi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Sayın Denizmavisi
    Bitkili akvaryum işine hiç girmek istemem çünkü o akvaryumun içinde yaşayan canlıların olduğunu düşünüyorum.
    Herkes gibi sizinde aklınıza organik gübre deyince ahır gübresi geliyor. Eğer istiyorsanız sizi leonardit, hümik asit, organik asitlerden imal edilmiş bitki koruma ve besleme ürünleri konusunda bilgilendirebilirim. Bunlarla ürün yetiştirdiğinizde, hem daha kaliteli hemde daha fazla ürün alıyorsunuz, dekara 4 ton ahır gübresi kullanmak zorunda da kalmıyorsunuz. Kiyasal girdilere verdiğiniz paranın çoğuda cebinizde kalıyor.
    Remzi bey bahsettiğiniz ürünler hakkında bilgim var ama sizin eksik bilginiz var çünkü leonardit hem hümik hemde fülvik asit içeren organik maddece zengin fosilleşmiş organik bir üründür ama asla tek başına yeterli değildir.Ayrıca içerdiği organik besinlerin değerleri çok düşüktür.Tüm bitkilerde içerdiği hümik asitten dolayı gelişmiş kök yapısı sağlar ve gene hümik asitten dolayı tohum çimlenmelerinde %80 e varan artışlar sağlar.Leonardit uygulaması yapılan yere mutlaka gübre verilmelidir.

    Sayın Acemi_Caylağın da dediği gibi kansere sebep olan kimyasal gübreler değil hastalıklar ile mücadelede kullanılan ilaçlardır.Bütün kimyasal gübreler sonuç olarak doğadaki tuzdur.Örneğin fosfat kayalardan elde edilir.Organik gübrenin sağlıklı etkisi içeriğinde barındırdıgı mikroorganizmalardan kaynaklanmaktadır.Burada asıl olan topraklarımızda yaşayan mikroorganizmaların yitirilmesidir.Kanserin çoğalmasının sebeplerinden birisi de çiftçinin yetiştirdiği sebzedeki hastalıkla mücadele için kullandıgı ilaçların hasat süresinden evvel hasat edilip piyasaya sürülmesi ve ertesi gün sofralarımızda bulunmasıdır.Sorarım size ilaçların hasat süresine dikkat eden kaç çiftçi tanıyorsunuz?Çiftçiyi suçlamıyorum ekmek mücadelesi pazar fiyatlarının durumuna göre ürünü pazara sürmek zorunda kalıyor.Bazen ilaçladıgı ürününün hasat süresini beklerse pazarda ürününün para etmeyeceğini biliyor bunun gibi sebeplerden ilaçlı ürün ertesi gün sofralarda oluyor ve sonrası malum.

  17. #17
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.717
    ALINTI omarabi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    eğer Avrupa da , ABD ve İsrail de kimyasaldan çok solucan gübresi kullanıldığını bu yüzden de ürünlerinin bizden çok daha iyi olduğunu bilseydiniz. kimyevi gübrenin de solucan gübresinden daha pahalı olduğunu bilmiş olsaydınız karamsarca konuşmazdınız
    Sayın Omerabi,

    Avrupa biraz sdha dikkatlidir ama, yine de Avrupa, Amarika ve İsrail'de kimyasal gübre kullanımı çok yoğundur. Solucan gübresi ile ürün yetiştiren işletmeler bir elin parmaklarını geçmez.
    Konu acemi_caylak tarafindan (18.09.2014 Saat 14:13 ) degistirilmistir.

  18. #18
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    235
    Sayın Denizmavisi
    Ben 2005 den beri leonardit işi yapıyorum ve içeriğide neler olduğunu kullanıldığında ne gibi yararları olduğunu çok iyi biliyorum.
    (Sayın Acemi_Caylağın da dediği gibi kansere sebep olan kimyasal gübreler değil hastalıklar ile mücadelede kullanılan ilaçlardır.) Ben sizlere katılmıtorum. Ama ben size bitkileri hastalıklardan koruyan hatta kimyasal koruyuculardan daha da etkili organik asitlerden imal edilen bir ürün olduğunu söylüyorum. İşte ayrıldığımız nokta bu. Tabiiki kimyasal ürünler üreticileri kendi ürünlerini satmak için büyük bir çaba sarfediyorlar. Çiftçimizin çok büyük bir korkusu var. Geçen sene şu ilaçları vermiş ve şu kadar ürün almıştım. Bu sene o ilaçları vermezsen o kadar ürün alamazsam halin ne olur diyor. Örneğin bu sene Çanakkale Kösedere köyüne gittim. Domates yetiştirilen Kösedere köyü bölgede ünlüdür. Köylüye sordum bu sene mahsul nası diye. Cevap 50 ton ürün beklediğimiz tarlalardan ancak 10 ton ürün alabildik dediler. Köylüyü bilinçlendirmek lazım. İki tanesine organik asitlerden imal edilmiş bitki koruma ve besleme ürünü verdim. Neticesini takip etmeye çalışacağım.
    (Sorarım size ilaçların hasat süresine dikkat eden kaç çiftçi tanıyorsunuz?) bu konuda hiç bir çiftciyi tanımıyorum. Çiftciler ürünlerini bir an önce paraya çevirmeye bakarlar. Bizler doğru bilgilerle onları aydınlatmalı ve bilgilendirmeliyiz.

  19. #19
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.042
    Bir ekleme yapmam lazım. Bildiğim kadarı ile;

    Organik asitler, asıllarının kimyasal kopyalarıdır. Mesela formik asidi kimse karıncalardan sağmaz. Kimyevi yolla elde ederler.

    Saygılarımla.
    acemi_caylak ve Uzaylı bunu beğendiler

  20. #20
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    29
    bizde kendimize yetcek kadar organik kavun üretelim demiştik ama hepsini karıncalar yedi ilaç atmakta istemedik bıraktık sulamaya devam ediyoruz hatta beslensinler diye elbet karıncalarında bi faydası olur tarlaya
    acemi_caylak ve Uzaylı bunu beğendiler

  21. #21
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    29
    bişi sormak istiyorum bide ilaç atmak sizce organik tarımı bozmaz mı bnm düşündüğüm organik tarım hiç ilaçsız bi şekilde doğal tohumları oynanmamış tohumların dışardan müdahale sadece çapa ve su vermek olarak yetişmesi ilaç atarsak ztn doğallığı kaçmış olmaz mı
    acemi_caylak ve Uzaylı bunu beğendiler

  22. #22
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.717
    Sayın Sinan,

    En organik besinler doğadan topladığınız ot ve yemiş türü besinler. Diğerleri doğala yaklaşmaya çalışsalarda henüz doğal olana çok uzaklar. Organik tarımcılar, kendileri hasta olunca antibiyotik alıyorlar, bitki hasta olunca ilaç yok diyorlar. Oysa antibiyotikler sulara karışıyor ve bir çok tarım zehirinden daha çok çevre kirliliğine yol açıyorlar.

    Not: Söylediklerimden kimyasal gübre ve ilaçlarla yapılan geleneksel tarımı onayladığım çıkmasın. Bu konu sadece Organik Tarımın Açmazları olduğu için ona değiniyioruz. Oysa geleneksel tarımda kullanılan gübre ve ilaçların büyük bir sorun olduğunu ve sağlık açısından bir çok risk içerdiğini hepimiz biliyoruz.

  23. #23
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.042
    Bi de Fukuoka'nın 30-40 yılda becerdiğini 3-4 yılda becermek çok zor olsa gerek.

  24. #24
    Fahri Üye epsody - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    319
    Bence işin doğrusu topraktan aldığımızı yerine koymak zorundayız, dağlar gibi şehirsel ve kırsal atıklar üretiyoruz, bunları gereği gibi yönetemediğimiz gibi çevreyi suyu ve toprakları kirletiyoruz, şehirlerde organik atıklar gereği gibi kaynağında toplanıp kompostlaştırılamadığı gibi köylümüzde ahırlarından çıkan hayvansal atıklarını gübre olacak diye tarlasına dökerken sanki o en iyisini yapıyormuş edasıyla toprakları havayı ve çevreyi kirlettiğinden haberi bile yok.
    Topraklara organik maddeyi ilave etmekle işimiz bitmiyor bununla beraber bu organik maddenin bitkilerimize besin maddesi olabilmesi için bitkilerin köklerinden alınabilir forma sokulması gerekmektedir, bunun en doğal yöntemi olarak bitki besin elementlerini mikrobiyal organizmalara tarafindan işlenmesidir.
    acemi_caylak bunu beğendi

  25. #25
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.717
    Hep diyorum., birileri organik vs. deyince oradan kaçıyorum. Buyrun örnek.

    BESD-BİR Başkanı'ndan 'organik' tavuklarla ilgili itiraf gibi açıklama

    Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı Dr. Sait Koca, marketlerde köy tavuğu olarak satılan beyaz etin yüzde 95'inin 'köy' ya da 'organik' tavuk olmadığını belirterek, "Büyük çoğunluğu verimini doldurduktan sonra kesime giden yumurta tavukları yani 'kart tavuk'" dedi.

    BESD-BİR tarafından Antalya'da yapılan 4' Uluslararası Beyaz Et Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında sektör hakkında merak edilen sorular yanıtlandı. Kaya Palazzo Convention Center'da yapılan toplantıya, BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca, Kongre Başkanı Prof. Dr. Necmettin Ceylan ve BESD-BİR Genel Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Ergün katıldı.

    BESD-BİR Başkanı Sait Koca, kanatlı etinin Türkiye'deki gıdalar içerisinde en sağlıklı gıdalardan olduğunu söyledi. Tavuk etinde hormon ya da antibiyotik kullanılmadığını savunan Başkan Koca şöyle konuştu:

    "Bu kadar iddialı konuşabiliyorum. Çünkü biz üretimin her aşamasını bilen bir sektörüz. Üretimin her aşaması bizim kontrolümüzde. Civciv üretiminden, anne babadan, kuluçkalık yumurta üretiminden hatta anne babanın anne babasının üretiminden başlayarak pazara kadar takip eden bir zincirimiz var. 'Tavuk eti sağlıklı mı değil mi?' tartışması konusunda hiçbir tereddüdünüz olmasın. Söylediğim gibi en sağlıklı gıdalardan biri."

    TAVUĞUN GEZMESİ BESİN DEĞERİNİ ARTIRMIYOR

    Marketlerde köy tavuğu olarak satılan beyaz etin yüzde 95'inin de 'köy' ya da 'organik' tavuk olmadığını kaydeden Başkan Koca sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Tavuğun gezmiş olması besin değeri olarak bir artı değer getirmiyor. Ama hijyen açısından soru işareti var, nerede geziyor, neye bulaşıyor, bilemiyorsunuz. Kuş gribi olaylarının çıkma kaynağı hep bu açıktaki hayvanlar. Tavukçuluğun en hassas konusunun biyogüvenlik olduğunu düşünüyoruz. Bizim kümeslerimize hastalığın girmemesi için her türlü önlemi alıyoruz. Avrupa'nın bizden öğreneceği çok şey var."

    KÖY TAVUĞU DİYE KART TAVUK SATILIYOR

    Köy tavuğu olarak satılan tavukların çoğunluğunun verimini doldurduktan sonra kesime giden yumurta tavukları olduğuna işaret eden Başkan Koca, "Kart tavuk da diyebilirsiniz. Ambalaja girip güvenilir kontrollerinin yapılmış olması lazım. Gerçek manada organik, doğal ya da köy tavuğu talep ediliyorsa ve ödeyecek müşteri de varsa biz de hiç itiraz etmeden üretiriz, o da bir üretim modelidir. Ama artık bu kadar üretimi bu modelle üretmemiz mümkün değil" diye konuştu.


    DÜNYADA TİCARİ KULLANIM AMAÇLI HORMON ÜRETİMİ YOK

    Sorular üzerine antibiyotik ve hormon kullanımına da açıklık getiren Başkan Sait Koca, şunları söyledi:

    "Dünyada ticari kullanım amaçlı hormon üretimi yok, hiç de olmadı. Birileri söylüyor ama kesinlikle yok. Bir ürünü niye kullanırsınız? 10 kuruş harcama yapar ve 11 kuruş almaya bakarsınız. Hormonla 10 kuruş harcarsanız 8 kuruşluk gelir elde edersiniz. Soruyorum siz üretici olsanız kullanır mısınız?"
    Türkiye'de son 10 yılda yemde tüm antibiyotiklerin yasaklandığını ve zaten kullanılmadığını da söyleyen Koca, ilaç olarak kullanılan antibiyotiği dahi kullandırmamaya çalıştıklarını kaydetti.

    Kaynak: BESD-BİR Başkanı'ndan 'organik' tavuklarla ilgili itiraf gibi açıklama - Cumhuriyet Türkiye Haberleri
    nihat bunu beğendi

Sayfa 1/2 12 SonSon

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1