Close

Sayfa 248/249 İlkİlk ... 148198238246247248249 SonSon
6204 Sonuçtan 6.176 ile 6.200 Arası
Ağaç Şeklinde Aç21974Beğeni

Konu: Yeşil Sohbet

  1. #6176
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Günaydın herkese!

  2. #6177
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.

  3. #6178
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın Yeşil Dünya.
    Canlan biraz, silkin.
    Arkana baktığında yaptıklarındır seni mutlu edecek ve yapamadıklarındır hüzünlendirecek.
    acemi_caylak bunu beğendi

  4. #6179
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Günaydın herkese! Yaz rehaveti çöktü galiba herkesin üstüne.

  5. #6180
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Yukarıdaki telefon tartışmasına güzel bir örnek. Oray Eğin yazmış.

    Elim ayağım, beynim bedenim



    GEÇEN hafta Miami’de iPhone’umu düşürdüm. Tek bir çizik, çatlak olmadı. Telefon çalışıyordu, ama ekran karardı ve kullanılamaz hale geldi. Tek başıma telefonsuz kalınca kolunu kaybeden Anakin Skywalker gibi hissettim kendimi bir an. Öylece hareketsiz kalakaldım, düşünemez oldum.

    Halbuki az önce koşmaya hazırlanıyordum. Dinleyeceğim müzikler telefondaydı. Koşu bandının üstünde akşamı planlayacaktım, mesajlara yanıt verecektim. Snapchat ve benzeri başka app.’lerde devam eden yazışmalarım aksadı. Sosyal medyaya bakamadım.

    Panik halinde bilgisayarımı çıkardım, Apple’dan randevu alıp telefonu tamire götürmeyi akıl edebildim.

    Ama mağazaya nasıl ulaşacağım?

    Son yıllarda market alışverişimi telefonumdaki kredi kartımla yapıyorum. Bir tek New York’ta o an önümdeyse sarı taksiye biniyorum, ama bir başka şehirde elimi havaya kaldırıp araç durdurmadım epey bir zamandır. Söylememe gerek yok herhalde, yönümü de iPhone’la buluyorum.

    Telefonum olmadan Über çağırmam mümkün değil, bir an duraktan taksi çağırmak, yol tarif etmek falan gözümde büyüdü. Sonunda bir başkasının telefonunu ödünç aldım, Apple’a gittim, yeni telefon aldım ve birkaç saat içinde hayata döndüm.

    Son yıllarda hiç bu kadar büyük bir panik yaşadığımı hatırlamıyorum.

    Eskiden telefon kaybolduğunda içindeki bilgilerin gitmesinden endişe ederdik. Aşk yazışmalarımızın, önemli insanların telefon numaralarının kaybolmasından mesela. Şimdi bütün bilgilerimiz bulutta korunuyor.

    Ama iPhone sadece içindeki bilgiler ya da insanlara ulaşmakla sınırlı değil, hayatımıza yön veren, hatta dikte eden bir tarafı var.

    Kürşat Başar’ın eski romanlarının birinde bir cümle var, mealen “Gerçek dünyada otobüse binmeyi bile bilemezsin sen”. Paniğimin nedeni telefonumun artık tamamen kendi bedenimin bir uzantısına dönüşmesi ve onsuz neredeyse tamamen işlevsiz kalmam.

    O halde gerçek dünya belki de aslında telefon ekranında yaşanıyor.

    Tam 10 sene önce 28 Haziran 2007’de Steve Jobs dünyayı değiştireceğini iddia ettiği bir aygıtı tanıtıyordu, o bile iPhone’un bugün geldiği noktayı kestirememişti.



    #iPhone10Yaşında

    Teknolojik aletleri fotoğrafladığı öznelerin ellerinden silen Eric Pickersgill’in “Removed” isimli sergisi, çok ses getirdi.

    10 YILDA NE DEĞIŞTİ?

    STEVE Jobs her zamanki kostümüyle yeni bir Apple ürününü lanse etmek için sahneye çıktığında aslında iPhone’un dönüştürücü etkisini tam olarak görememişti. Apple’ın yeni ürününün müzikçalar, telefon ve son olarak da internet “iletişimcisi”ni (communicator) birleştirdiğini söylüyordu. Çok da abartmıyordu. Bugün iPhone’la sadece müzik dinleyip telefonda konuşmuyoruz; kiminle sevişeceğimize bile bu cihazlarla karar veriyoruz. Parayı yönetmekten sevgili bulmaya, karnımızı doyurmaya kadar hayatımızın uzantısı app.’ler.

    KLAVYESİZ TELEFON

    İlk akıllı telefon değildi iPhone ama kuşkusuz en güzel görüneniydi. Mobil cihazlarda internet bugün olduğu gibi değildi. Sayfalar tam olarak yüklenmiyor, WAP tutmamış, dahası mevcut cihazların ekranları da bilgisayardakine rakip olacak bir izleme tecrübesi sunmuyordu.

    iPhone’ın içindeki Safari bildiğimiz web tarayıcısıydı, ama cihaz 3G’yi desteklemiyordu. GPS yoktu, klayvesi ve stylus’ı olmadığı gibi pili de çıkmıyordu. SD kart girişi, kesyapıştır, hatta MMS alma özelliği bile yoktu. Ama yüze yaklaşınca ekran otomatik olarak kararıyor, ekranın yönü cihazı tutma şeklinize göre değişiyordu. İlk iPhone Türkiye’de satışa bile çıkmadı, ABD’de de epey pahalıydı rakiplerine kıyasla.

    Ben Blackberry’me sadık kalmayı planlıyordum. Özellikle iPhone’un klavyesi olmaması benim için dezavantajdı, dokunmatik ekranda yazabileceğimi hiç düşünmüyordum. Dahası, iPhone’un tek başına yeterli değil ancak bir ekosistemin parçası olarak verimli olacağını sanıyordum. “Telefonda uzun yazı okunmaz” gibi beylik laflar da ediyordum tabii.

    Tam bir sene önce yatağımda telefonumla oynarken New Yorker’da çıkan 25 bin kelime uzunluğundaki bir yazıyı yerimden kalkmadan okuduğumda teslim olduğumu fark ettim.



    TELEFON MU?

    ARTIK “akıllı telefon” tabiri iPhone’la kurduğumuz ilişkiyi tam olarak anlatmıyor. Yapılan araştırmalara göre yaşı 54’ün altında olan insanlar bu cihazı telefon açmak için kullanmıyor bile. Bazen günlerce telefon açmadığım, telefonumun çalmadığı oluyor benim de. Hatta telefonumu en az telefon etmek için kullanıyorum diyebilirim. Telefon en önemsiz özelliği hatta iPhone’un.

    iPHONE GELDİ BUNLAR BİTTİ

    HESAP makinesi, şipşak fotoğraf makinesi, video kamera, pusula, basılı harita, müzikçalar, polis telsizi, e-kitap, ses kayıt cihazı, taşınabilir televizyon, başucu saati, radyo, PSP veya Nintendo DS gibi oyun cihazları, kredi kartı, scanner, adres defteri, ajanda, takvim, fener, termometre, navigasyon cihazı...

    İlk aklıma gelenler. Daha fazlası da var elbette.

    Gündelik dile, “O işi yapacak bir app. var” lafının girmesine de iPhone vesile oldu.

    Ha bir de... Darbe de engelliyor iPhone.



    DÜĞMEYİ ÖZLÜYORUM

    YENİ iPhone’ların ön ekranı dümdüz olacak. Ön yüzdeki o tek düğme tarihe karışıyor. Ancak her ne kadar korkunç tasarlanmış ve karmakarışık olsalar da eski telefonlardaki, televizyonların uzaktan kumandalarındaki düğmelerin giderek kaybolmasının pedagojik bazı eksiklikleri var.

    Gözümüz kapalı bile televizyonun sesini açmayı, kapatmayı ya da eski telefonlarda birini telefona bakmadan bile arayabilirdik. Bu aslında çocukluktan başlayarak sanıldığından çok daha büyük bir katkıydı gelişimimize.

    Bugün bu basit işlemlerin hemen hiçbirini telefon ekranına bakmadan yapamıyoruz. Çok basit görünen kanal değiştirme, telefon açma işlemleri bile aslında iPhone’la daha karmaşıklaşıyor.

    EMOJİ DEVRİMİ

    TIPKI Türkiye’de olduğu gibi Japonya’da da satışa sunulan ilk iPhone 3G modeliydi. Ama kabul görmesi zaman aldı. 2000’lerin ilk 10 yılının sonuna doğru Tokyo’ya gittiğimde insanların elinde dev kapaklı telefonları görünce şaşırmıştım. Japonlar başka hiçbir yerde görmediğim bu telefonlara âşıktı. QR kodlarını herkesten daha fazla kullanıyorlar, telefonlarında TV seyrediyorlar, ödemeleri bu telefonla yapıyorlardı. Bir de o gün bilmediğimiz bir ifade biçimleri vardı: Birbirlerine duygularını küçük resimlerle ifade ediyorlardı.

    iPhone’un Japon pazarında yayılması, Apple’ın emojinin ne kadar önemli olduğunu kavramasıyla başladı. Steve Jobs bütün dünyayı etkisi alan emoji klavyelere onay verince Japonya’daki diğer telefonların imparatorluğu da bitti. Apple ayrıca Japonya pazarına uygun olarak bazı özellikler de ekledi. Mesela Japonya’da metro kartı olarak iPhone kullanılabiliyor birçok başka ülkenin aksine.

    Kaynak: Oray Eğin - Elim ayağım, beynim bedenim - HABERTÜRK
    kasap.94 ve Yakup bunu beğendiler

  6. #6181
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.
    kasap.94 bunu beğendi

  7. #6182
    Fahri Üye
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    848
    Herkese iyi günler bol bereketli ürünler biraz karabatak olduk kusura bakmayın izmirden selam ve saygılar.
    acemi_caylak bunu beğendi

  8. #6183
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Yılmaz Özdil yazmış.

    isim:  alacati.jpg
Görüntüleme: 58
Büyüklük:  75,5 KB (Kilobyte)

  9. #6184
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.
    ...
    Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu Usta?
    Modernleşmeyi akılsızca ithal eden ülkelerin genel bir hakikati olabilir bu: "Hayalinde doğal/organik/sağlıklı... yaşam olan belki biraz paralanmış vatandaşlar."
    Bir gün, birilerinin eğitim ve liyakat ile ilgili sorunlarımızı çömesi için, bizim de bireysel olarak, bu konularda daha erdemli bir yaşam sürmemiz gerekiyor. Çünkü, hak ettiğiniz şekilde yönetilirsiniz. Bence, insan biraz gayret gösterince bir şeyler öğranebiliyor ve değişebiliyor.

    Neyse, taze yumurtayı bol bol yiyin arkadaşlar. Yumurta hem ucuz, hem de biyolojik yararlılığı en yüksek gıdalardan. Ayrıca, esansiyel amino asitlerce de zengin.
    ...
    Bu arada, iki yıllık yoğunluğun ardından, arılarımla tekrar ilgilenmeye başladım, "daha etkince". Yetecek kadar dağ balı da aldık çok şükür. Bakalım, bu sene becerebilecekmiyim arıcılığı?
    gtatas bunu beğendi

  10. #6185
    Fahri Üye
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    848
    ALINTI acemi_caylak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Yılmaz Özdil yazmış.

    isim:  alacati.jpg
Görüntüleme: 58
Büyüklük:  75,5 KB (Kilobyte)
    Yapanda var yapmayan da genellemeyelim bence uyanık geçinen çok her birey gözünü açmalı.
    acemi_caylak ve Yakup bunu beğendiler

  11. #6186
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Protein ihtiyacı için, yumurta ve süt ürünleri (dikkat çiğ ya da pişmiş süt değil peynir, yoğurt vs.) tüketmek hem daha sağlıklı hem de diğer canlıların yaşamına kastedilmeyen bir yöntem. Her ne kadar şiş kebap, köfte vb. sizi kokusuyla cezbetse de birilerinin yaşam hakkını elinden alıyorsunuz. Üstelik et ürünlerinden kaynaklı damar sertliği, kalp hastalıkları vs. de cabası.

    Yakup Bey, baldan bahsetmişken, bizde sıcak yaz günleri için bir tarif verelim.

    4 tatlı kaşığı zerdeçal, 4 tatlı kaşığı bal, 1,5 limon ve 4 bardak su karıştırılarak buzdolabına konulur. Karışımdan her gün bir bardak içmek sizi bir çok iltihaplı hastalığa karşı korur.
    Yakup bunu beğendi

  12. #6187
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    ALINTI gtatas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Yapanda var yapmayan da genellemeyelim bence uyanık geçinen çok her birey gözünü açmalı.
    Bundan en çok arıcılar muzdarip.
    10 numara balınız olsa da, piyasada analiz gerekmediğinden toptancıya 260 TL'den veriyorsunuz tenekesini..
    Tüccar da tv'den organik bal satıyor, reçel fiyatına.
    Sistemi kuran veya kurduranlar, parası çok olanlar.
    Parası az olanların desteği ile parası çok olanların kurduğu sistemi devam ettirmenin ötesine geçmek lazım.
    Hem biz gözümüzü her meseleye ne kadar açabiliriz.
    Huzurlu bir yaşamın yolu değil, ki hayatımızın bütün girdilerini düzeltmek. Hem gücümüz de yetmez ki. En azından benim gücüm ve vaktim yok kül yutmaz biri olmaya.
    Yapabileceğimiz "Asr" suresinde verilmiş aslında. İnançlı olmak, salih amel işlemek, doğruyu ve sabrı tavsiye etmek.
    Sistemin kurucularından olmayıp da daha fazlasını yapabilecek var mıdır acaba?
    Hayırlısı.. Öyle veya böyle, sabırlı olmak gerek.
    acemi_caylak ve gtatas bunu beğendiler

  13. #6188
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    ALINTI acemi_caylak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Göster
    Protein ihtiyacı için, yumurta ve süt ürünleri (dikkat çiğ ya da pişmiş süt değil peynir, yoğurt vs.) tüketmek hem daha sağlıklı hem de diğer canlıların yaşamına kastedilmeyen bir yöntem. Her ne kadar şiş kebap, köfte vb. sizi kokusuyla cezbetse de birilerinin yaşam hakkını elinden alıyorsunuz. Üstelik et ürünlerinden kaynaklı damar sertliği, kalp hastalıkları vs. de cabası.

    Yakup Bey, baldan bahsetmişken, bizde sıcak yaz günleri için bir tarif verelim.

    4 tatlı kaşığı zerdeçal, 4 tatlı kaşığı bal, 1,5 limon ve 4 bardak su karıştırılarak buzdolabına konulur. Karışımdan her gün bir bardak içmek sizi bir çok iltihaplı hastalığa karşı korur.
    "Yaşam hakkı" kısmına katılmıyorum.
    Et tüketmek helaldir, önemli olan israf etmemek ve aşırılığa kaçmamaktır.
    Bu dünya, bir denge üzerine kurulmuştur ve (yaratılanlar arasında) o denge dağının zirvesinde insan vardır.
    Ancak, hiç bir canlıya zulüm yapma hakkı yoktur insanın.
    Beslenme için başka bir canlıyı öldürme, bu düzenin her kademesindeki parçasıdır.
    Böyle yaratılmışız, böyle yaşıyoruz ve böyle de yaşayacağız.

    "Et ürünlerinden kaynaklı" kısmına da .... katılmamaya karar verdim.

    Ben sadece "bal" kısmına katılacağım galiba, o da tarifi denedikten sonra .
    acemi_caylak ve gtatas bunu beğendiler

  14. #6189
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    İnsanoğlu, 1950'den beri 9.1 milyar ton plastik üretmiş. Bunun 4'te 3'ü denizlerde, 4'te 1'i yeryüzünün her yerinde birikmiş. Yani dünya plastik bir çöp yığınına dönüşmüş.

    isim:  1950'den beri 9.1 milyar ton plastik ürettik. Bunun 4'te 3'ü denizlerde, yeryüz&#.jpg
Görüntüleme: 53
Büyüklük:  74,5 KB (Kilobyte)
    gtatas bunu beğendi

  15. #6190
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.
    kasap.94 bunu beğendi

  16. #6191
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Günaydın herkese!
    kasap.94 bunu beğendi

  17. #6192
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.

  18. #6193
    Fahri Üye
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    848
    İzmirden günaydınlar hayırlı işler bol kazançlar.

  19. #6194
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Selamlar herkese!

    Et ve süt ürünleri üzerine tartışmalar sürüyor. Yazı çok bilimsel değil ama bir vurgusunu (işlenmiş et ürünleri) es geçmemek lazım.

    Et yemezsek ölür müyüz?

    BESLENME tarzımızın sağlığımızla olan direkt ilişkisi artık herkesin malumu. Dengeli beslenmeyle hayat kalitesini artırmak, birçok hastalığı henüz ortaya çıkmadan önlemek, bazı hastalıkları ise belli diyetler vasıtasıyla hafifletmek/tedavi etmek mümkün... Lakin yine de üzerine düşünülecek çok şey var. Öncelikle bizim ne yediğimiz kadar yediğimiz şeylerin nerelerde yetiştiği, büyüdüğü, onların besin öğesi olarak ne kullandıkları önemli. Mesela yumurta sağlıklı bir besin, “Günde bir iki tane yiyebilirsiniz” diyor beslenme uzmanları; peki her yumurta sağlıklı mı? Mesela hiç güneş ışığı görmeyen kafeslerde büyütülmüş, hareket edebileceği alanı olmamış, 5-6 ayda geleceği boya 1-2 ayda ulaşmış, GDO’lu yemlerle beslenmiş bir tavuğun yumurtası ya da eti sağlıklı olabilir mi? Endüstriyel amaçla yetiştirilmiş mera hayvanlarının etlerini yemek ne kadar iyi olabilir? Bu konuda düşünmeye başlamak lazım artık.

    İŞLENMİŞ ETLER

    Geçen hafta Açık Radyo’nun web sitesinde okuduğum bir haberde, özellikle hayvansal gıda ürünleri tüketme alışkanlığımız konusunda detaylı sorular sormamız gerektiği açıkça vurgulanıyor. Kaynağı Truthdig olan yazının adı “Kendimizi yiyip bitiriyor ve hasta ediyoruz”... Yazıda hayvansal ürünlerin sağlık için iyi olmasının içi boş bir iddia olmasının yanı sıra bu ürünlere yönelik fayda algımızın hayvancılık lobisinin gayretlerinin eseri olduğundan söz ediliyor. Hayvan ürünleri endüstrisi, üniversiteleri ve sağlık kuruluşlarının yaptığı araştırmaları finanse ederek, hayvansal ürünlerin zararlarını hasır altı edip faydalıymış gibi gösteriyor deniyor. Yazının içinde hangi firmaların nerelere bağışlar yaptığı da var. Havada bir iddia olmadığı belli. Bunların haricinde 3 önemli nokta var: Birincisi işlenmiş etlerin (sosis, sucuk, salam ve türevleri) Dünya Sağlık Örgütü tarafından birinci derece karsinojen (doğrudan kanser yapıcı madde) olarak sınıflandırılmış olması. Bunu bilip de kahvaltıda yesin diye çocuğuna salam verebilecek anne var mı merak ediyorum. Yalnızca kanser de değil; bu ürünlerin tip 2 diyabet hastalığının gelişmesiyle de bire bir ilgisi olduğu tespit edilmiş.

    İNEK SÜTÜ VE TAVUK

    İkincisi inek sütüyle ilgili. Çin’de 20 yıldır beslenme ve hastalık ilişkisi araştırması yapan bir bilim adamının ifadesine göre, inek sütü içmek, içirmek sağlık için yapılabilecek en kötü şeylerden biri. İnek sütünün varlık amacının 20-30 kiloluk bir yavruyu 600 kiloluk bir ineğe dönüştürmek olduğunu, bunu da içerdiği maddeler sayesinde hızlı ve patlamalı bir büyüme olarak tasarladığını; sütün her şeyin (kanser hücrelerinin dahi) daha hızlı büyümesine yol açtığından bahsediliyor.

    Sonuncu nokta ise tavukla ilgili. Tavuğun nasıl büyüdüğü, ne yediği, nasıl yaşadığı bir yana (o yana bakanlar zaten tavuk yiyemiyorlar) tavuğun kesildikten sonra maruz kaldığı işlemleri anlatıyor. Detaylarını merak eden, yazıyı açsın okusun. Ben şu kadarını söyleyeceğim; hayatınızda hiç kümesten çıkma tavuk pişirmediyseniz bilemeyeceğiniz bir şey bu; çünkü tavuk dediğiniz şey marketten satın alındığında olduğu gibi beyaz, temiz, pirüpak bir şey değil... Velhasıl vejetaryen olmak için çok sebebimiz var. Hem kendimiz, hem dünyanın geleceği, hem de çocuklarımızın sağlığı için gelecek yıllarda karşı karşıya kalacağımız asıl sorunun gerçek gıdaya ulaşmakla ilgili olacağını düşünüyorum. Hanlar, hamamlar, banka hesapları yerine bir küçük toprak parçasında temizliğinden ve iyiliğinden emin olduğun gıdayı yetiştirmenin hakiki yatırım olduğuna inanıyorum zaman geçtikçe...

    Damla Çeliktaban - Et yemezsek ölür müyüz? - HABERTÜRK
    gtatas bunu beğendi

  20. #6195
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    İnsanı et yemediği için değil, eceli geldiği için ölür .

    Hayvansal gıdalar tüketilmeli, mümkün olduğunca "endüstriyel işlenmemiş" halde. Çünkü, ihtiyacımız olan proteinlerin uygun ve etkin yolla alımına vesile oluyorlar. Süt konusunu bilemem ama sofradan tok kalkmazsanız ara sıra içilecek bir bardak temiz sütün zararlı olacağı da pek aklıma yatmıyor. Fakat, süt ürünleri sütten daha kıymetli. Süt kumaşsa, süt ürünü gömlektir.
    gtatas bunu beğendi

  21. #6196
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Birde işin böcek boyutu var tabi

    İsveç'in Örebro Üniversitesi Bioloji Profesörü Alf Ekblad, 'ne kadar yıkarsak yıkayalım meyve ve sebzelerden bütün böcekleri temizlememizin' olanaksız olduğunu vurguladı. Ekblad sadece tarla ve bahçeden topladığımız değil, marketlerden satın aldığımız sebze ve meyvelerde de çok miktarda böcek olduğunu söyledi.

    Ancak, Ekblad'a göre sebze ve meyvelerdeki böcekleri sadece 'zararlı olarak görmemek' gerekiyor. İsveçli profesör, "Böceklerin yapılarında çok yoğun olarak protein mevcut. Ayrıca bazı sineklerin larvaları bol miktarda yağ içeriyor. Bunu örneğin gelecekte kızartmalarda kullanmamız mümkün" diye değerlendiriyor.

    Diğer yandan ABD'li bir araştırmacı grubu gıda maddelerinin en fazla ne kadar böcek fragmanı bulunabileceğinin listesini çıkarmış. Buna göre 500 gram çileğin dört larva, 100 gram çikolatanın 60 böcek fragmanı içermesi normal.

    kaynak: Her yıl ortalama bir kilo böcek yiyoruz - Cumhuriyet Dünya Haberleri

  22. #6197
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Bu sene havalar çok kötü. Değişkrn havalar İtalya'da şaraplık üzüm üreticilerini vurmuş. Italya'da % 30 civarında ürün kaybı varmış. İlkbahar donu, dolu, kuraklık ve son aşırı sıcaklıklar İtalyanları feci vurmuş. Biz yine de halimize şükür diyelim.

    isim:  uzum.jpg
Görüntüleme: 19
Büyüklük:  34,9 KB (Kilobyte)

  23. #6198
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.
    Konu Yakup tarafindan (10.08.2017 Saat 08:12 ) degistirilmistir.

  24. #6199
    Kurucu Üye acemi_caylak - ait Kullanici Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Mesajlar
    3.766
    Selamlar herkese!

    Bazen arkadaşlar tarımdan nasıl para kazanırız diye soruyorlar. Hatta bir ara bizim beleş solucan dağıtmamız forumumuzda hit olmuştu. Ama kimse solucandan para kazanamadı. Ya da ben duymadım. Para kazanmak istiyorsanız buyrun rakamlar.

    TÜİK verilerine göre;

    1990'lı yıllarda nüfusumuz 56 milyon iken toplam küçükbaş hayvan varlığımız 51 milyon baş civarında imiş. Yani, neredeyse kişi başına bir küçükbaş hayvan düşüyor.

    2016 itibariyle 80 milyona (3 milyonu aşan Suriyeli mülteciler hariç) ulaşan nüfusa karşın toplam küçükbaş hayvan varlığımız 41 milyon baş seviyesinde. 1990'lı yılların bile altında! Kişi başına yarım küçükbaş hayvan ya düşüyor ya düşmüyor.

    Bugün toplam kırmızı et üretiminin yüzde 11'inden azını küçükbaş hayvan eti oluşturuyor.

    Halbuki 1990'lı yıllarda toplam kırmızı et üretimimizin yüzde 37'si koyun ve keçiden sağlanıyordu.

    Yani keçi-koyun beslemek bayağı karlı gözüküyor. Tabi merası olan köyleri tercih etmekte fayda var.

  25. #6200
    Yeşil Sever
    Üyelik Tarihi
    May 2013
    Yer
    Balıkesir Bandırma
    Mesajlar
    1.094
    Günaydın arkadaşlar, hayırlı işler.
    Arı, okul, çocuklara annelik yapmak, işte personel eksikliği, kovanların tamiratı derken yoğunluğum bir türlü bitmedi bu sene. Tabii yorgunluğum da.
    Biraz da Usta'nın mesajına atıfla ben de bir kaç kelime sarf etmek istiyorum, kendimden örnek göstererek:
    Bu sene de kıştan çıkan arılarım öldüler. Sadece 1 koloni yaşadı. Sebebi, geçen yıl aldığım arıların hastalık durumu mu, benim okul yorgunluğundan ilgisizliğim mi, yoksa evelki seneden kalan beton gibi kanola ballı çıtaların kovanda kalmış olması mı, bilemiyorum.
    Yine arı aldım tabi, 6 koloni, Nisan 12 gibi. Bir de bende var, etti 7.
    Bu sefer arıların sağlık durumu ve gücü iyiydi, maşaallah. Sonra 6 koloniden ikisi meme yaptı (yeni koloniler üreterek yuvayı terk etme (oğula çıkma) hazırlığı)). Onları böldüm. Benim kıştan kalan koloni de hoşuma gitmedi, onu da böldüm. Nihayet 20-21 kolonim oldu, 4 adedi bala çalışacak.
    Bala kalan 4 koloni, bana yaklaşık 90 kg bal verdiler (diğer koloniler de bir 30 kg kadar verdi). Bir-iki koloni dikiş tutturamadı, onları da iptal ettim.
    Bana kalan hesap şöyle:
    1 yıllık depo kirası: 2.400 TL,
    1 yıllık yakıt parası: 1.200 TL,
    1 yıllık diğer masraflar: 1.200 TL (Kovan ve ekipman tadilatı, arabanın yıpranması ve arıza tamiri vs),
    6 koloni arı bedeli: 1.800 TL olup toplam 6.600 TL (min). Tabii, +İşçilik, +Özveri'yi unutmamak gerek.
    Yaklaşık 60 kg Dağ Balı: 3.000 TL kıymetinde
    Yaklaşık 60 kg Ayçiçek balı: 1.500 TL kıymetinde
    19 koloni arı: Kıştan sağlıklı ve diri çıkarsa, 19*30=5.700 TL kıymete ulaşabilir (Nisan 2018 ortasında değerlendirme yapılmalı).
    ..............
    Eğer floranız iyiyse, işi de öğrenirseniz arıcılık da karlı. Fakat önemli olan "işi öğrenmek". Şu an itibariyle, arıcılığa başladığımdan bu güne kadar belki 50.000 TL masraf ettim, Belki 10.000-12.000 TL'lik balım oldu. Yukarıdaki hesap, böyle bir altyapının üstüne kurulu.
    Gelelim neticeye;
    Eğer hiç anlamadığınız bir işe başlayacak iseniz, küçük başlayın, para harcamamaya gayret edin.
    Eğer ilminiz varsa, üretimcilik aç bırakmaz elbet. Fakat, cumburlop dalarsanız bir işin içine bilgisizce, girdapta boğulmanız da olası.
    Saygılar herkese.
    ...............
    (Hesaba geri dönelim;
    Seneye 15 diri arım olursa ve bu seneki gibi bir sezon geçirirsem,
    Yeni arı almayacağımdan 1.800 TL masraftan kurtulmakla bereber,
    10 arıdan bal alırsam, 5 teneke dağ balı (7.500 TL kıymetinde) ve 5 teneke de ayçiçek balı (3.750 TL kıymetinde) alabilir ve yanına 30 yeni arı kolonim olabilir.
    Hatta bal hasat miktarım daha üst seviyeye de çıkabilir.
    İşin sırrı ilim ve nasip'te.)
    acemi_caylak bunu beğendi

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1